14 Aralık 2011 Çarşamba

Kesif bir bok kokusu...

Dün gece Ahmet'e, "Bütün akşam aklımda, 'kesif bir bok kokusu' lafı dolandı durdu," dedim. (Kitapta geçtiği paragrafı bulabilmek için sayfaları çok karıştırdığımı ama o satıra bir türlü denk gelemediğimi söylemedim.) O da cevaben, "Kırmızı Pazartesi," dedi. Onu sırf bunun için bile çok sevebilirdim. 

Ayrıca, Kırmızı Pazartesi'nin efsane güzel bir kitap olduğunu düşünüyorum.

9 yorum:

Çikolatalı Sufle dedi ki...

benim en sevdiim marquezdir kirmizi pazartesi..ilk cumlede bile olumunu haber vermesine ragmen olmicek olmicek diye santiago nasara asik olarak bitirmistim kitabi..

yasemin dedi ki...

sevmek için güzel bir neden. ben okumamıştım, yılladır duruyor rafta. başlar da kesif bir bok kokusuna denk gelirsem, sana sayfa numarasını yazarım.

Müge dedi ki...

Çikolatalı Sufle,
ben bu adamın başka hiçbir kitabını okumadım. Bir yazarın bir kitabına hayran olup devamını okumamak tam bana göre bir şey hakikaten. Bari, Yüzyıllık Yalnızlığı okuyayım. Herşeyden önce, adı bile çok güzel.

Yasemin,
taşınma telaşın geçince bir baksana bu kitaba, ben ilk on listeme bile sokarım bunu.

neslihan dedi ki...

Benim aklıma da " keşke yalnız bunun için sevseydim seni" yi getirdi bu yazı. Yüzyıllık Yalnızlık da iyidir bu arada.

Müge dedi ki...

Neslihan,
evet, benim onu okumam lazım gerçekten. :)

Çikolatalı Sufle dedi ki...

Mugecim yuzyillik yalnizlik da muhtesemdir fantastik siir gibi..mutlaka oku ben kac defa okudugumu bile unuttum..

Müge dedi ki...

Okuycam, söz. :)

merlin dedi ki...

butun primi parquez amca toplamis, ahmet in de hakki cidden yenmis. yuzyillik yalnizliktan daha efsane bir olay olmus bu, ki kendisini okumaya baslayip ara verince butun isimler birbirine girdigi icin birakmak zorunda kalmistim. ara vermemek gerekiyormus demek ki boyle kitaplara

Müge dedi ki...

Merlin,
evet yaa, yenmiş gerçekten değil mi? Bu, Marquez ne iyi yazar ama postu değildi ki. :))