Breaking Bad'de daha ikinci bölümde bir adamı asitle eritip adamdan geri kalanları kova kova tuvalete boşaltıp üstüne de sifon çektiler, canlarım. Şu an ikinci sezonun ortalarındayken, neredeyse her bölümde yine ağzım açık kalıyor.
Bir Türk dizisinin muhtemel konuları ben seni sevdim, sen de beni ama yine de kavuşamadık yar ve bilumum aile dramları ekseninde dönüp de, her dizinin her biri muhakkak bir holding sahibi veya holdingle ilintili kahramanları en az bir kere tecavüze uğrar, muhakkak kaçırılır, bir araba kazası geçirir, vergi borcunu ödeyemez, birini vurur ya da vurulur, şu veya bu sebeple hastanelik olur, mapusa düşer, intihara yeltenir, aldatır, iflas eder ve vesaire vesaireyken, millet neler çekiyor anasını satayım. Bunlar nasıl kafalardır, arkadaş?
Biz de mozaikler arası dizi izlemeye çalışıyoruz. Marka kullanma, kahramanına sigara içirme, içki içirme, küfrettirme, kahramanlarını öpüştürme, seviştirme, soyma, onu etme, bunu etme yasaklarıyla yazılan dizilerde real-time kahvaltı sofraları, gece elbisesiyle yenilen akşam yemekleri ve hep uzun uzun, anlamlı bakışmalar izliyoruz. Ve kimse çirkin, bakımsız ya da anti-kahraman değil.
Siyah-beyaz eski Türk filmlerinde bir kadınla adamın odaya girmesinden sonra anahtarın, kapının kilidine sokulduğu gösterilirdi, ardından kadının hamile kaldığını öğrenirdik. İşte hala oralarda bir yerdeyiz. Bir yandan yasaklar, bir yandan yılların yasaklarıyla kendine serpilecek yer bulamamış yaratıcılık arasında sıkışmış, göte göt diyemeyen diziler izliyoruz.
10 Mart 2012 Cumartesi
8 Mart 2012 Perşembe
Pastalar
Karşı Pencere’deki şu sahne, en sevdiğim film sahnelerinden biri. Davide burada hazin bir hikaye anlatıyordu. Hikaye tabii ki çok dokunaklı fakat beni asıl etkileyen şey inceden sıyırdığı bir anda dertle onca pastayı pişirmesi. O fırıncı olduğu için pasta pişiriyordu, ama marangoz olsa bir gecede üç kapılı gardıroba da girişip bitirebilirdi. Bu yüzden, hikayesinden ziyade, duygusu için seviyorum bu sahneyi.
Ve bir süredir benim dipten vuran duygum da, o.
Bu sahneye dair diğer düşüncelerim: 1- (Tabii ki) Wayne
Thiebaud’un Cakes adlı resmi. 2- Çekim bitince settekiler ne yemiştir o
pastaları. Hatırlarsanız sadece yemek odası değil, mutfak da pasta doluydu.
![]() |
| Wayne Thiebaud / Cakes (1962) |
2 Mart 2012 Cuma
1 Mart 2012 Perşembe
1 Mart, baharın ilk günü.
![]() |
| Sir Alma Tadema / Spring (1894) |
İlk Ceres tapınağı M.Ö. 496 yılında Roma'da inşa edilmiş. Ceres'in rahibelerinin Roma hukuk sistemini kurduğuna inanıldığı için Ceres Legifera (Ceres the Lawgiver) adıyla da biliniyor.
Şenlik eğlenceleri arasında canlı tilkilerin kuyruklarına meşaleler bağlayıp onları hipodroma salma, Ceres'in kaçırılan kızı Proserpina'yı (Persephone) arayışının beyaz elbiseli, meşaleli kadınlar tarafından canlandırılması, at yarışları ve tiyatro oyunları varmış.
Son olarak, Alma-Tadema bu resmi dört yılda tamamlamış.
20 Şubat 2012 Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




